yazmak istemediğim bir insana yazma mecburiyeti duyduğum kelimelerden sıyrılarak günün anlam ve önemine binaen bir gece yarısı notu düşmek istiyorum. bu sabah, sahur sonrası, 7 buçuktan sonra salonun sağ köşesindeki kanepeye geçip, 8 buçuğa kurduğum saatin çalmamış olmasını fırsat bilerek uyumaya devam ettiğim uykumda, temmuzun 26. ramazanın 18. gününde günlerdense bir cuma sabahında rüyamda çok kıymetli bir misafir ağırladım. bir peygamber varisi, zamanın mütefekkiri. kendisini ilk kez rüyamda gördüm.o kadar güzeldi ki. o güzelliği ve güzel sesi ile kuran okuyordu. canlı olarak görmüyor bir video kaydını izliyordum. hayatımda en çok sevdiğim bir mütefekkirin kızmış tavrına, bir kaç ayeti sevimli sevimli gülümseyerek okuyup hatırlatıyordu. o çok sevdiğim mütefekkir de öyle olmadığını ona sevimli sevimliizah ediyordu. ama öncesinde o kıymeyli mütefekkiri kızdıran bir kız vardı, başörtülü iki isimli ki isimlerinden biri ünzile idi. kız kendisine yazma mecburiyeti hissedip de yazmak istemediğim kişiyi, şikayet ediyor " son anda gelip herşeyi batırdı, mahvetti "tarzında ifadeler kullanıyordu. bunun üstüne asrın alimi, ünzile bize böyle cümleler yakışır mı hiç, sen bu cümleleri kuruyorsan ben de sana hakkımı helal etmiyorum diyordu. bir de biz insanların son umudu değil miyiz diye ekliyordu. sonra bu görüntüler benim bilgisayar ekranından izlediğim bir video haline geliyordu ve asrın alimi bir sohbetin sonunda gibi dururken önce bir ses geliyordu. ben iştebu üstadın sesi diyerek, şaşırıyordum,çünkü onun hiç kaydı yoktu rüyamdada bu gerçeği biliyordum ve birisini çağırıyordum görmesi için. o sırada ayeti duyuyor ama hangisi olduğuna dikkat edemiyordum. ve yavaş yavaş görüntüsü beliriyordu, bembeyaz ve bir kaç güzel rendin içinde üstad başında beyaz sarığı ile beyazlara sarılmış bir şekilde gülümseyerek kuran okuyordu. hocaefendi ise okunan ayetin bu konu için olmadığını söylüyordu. öyle güzeldi ki yüzü üstadın, gülümsemesi, internetteki fotoğraflarına baktımda, ne ordakiler kadar yaşlı ne ordakiler kadar gençti. ve çok güzel gülümsüyordu, çoook. ikisi de son halerinden gençlerdi ve bulundukları yer, dünyadan olmayacak kadar güzeldi. inşallah çok hayırlı bir rüyadır. inşallah tekrar görürüm. bir de rüya ile hatırladığım bir kız sanırsam ona yardım için gittiğim küçük evi sebebiyle bu güzel başıma geliyordu. rüya en son annanem ile bitiyordu ama mantıklı bağlantılar ile değil. öyle birden konu annaneme geliyordu. Allah annaneme ve üstada rahmet etsin,üzelerinden merhametini ve rahmetini eksik etmesin. hocama da hayırlı bereketi uzun ömürler versin. tüm dualarına amin amin amin. bana da tekrar rüyamda ikisini de ayrıca hocamı canlı olarak da görmeyi nasip etsin. rüyamı da hayra çıkarsın inşallah.
hayırlı geceler.
26 Temmuz 2013 Cuma
Ben Bir Rüya Kızıyım
ben bir rüya kızıyım geçerim kalbinizden
lâle kanı damlatır saçlarım yeryüzüne
göz yaşlarım yûsuf’tur kuyusunda ömrümün
kervan bir seher vakti gül alınca denizden
züleyha bir kölenin gönlünde hazân olur
saray ki, yenilgidir utancın toprağında
sevdası yüzyılların ardında nâzân olur
rüya ölür; ben bilmem ölümün rengi nedir
kalemlerin ucunda damıtırım ruhumu
mezarlık bekçileri tutunur düşlerime
avuçları bembeyaz, bıyıkları incedir
yalnızlık, içlerinde âteş-i suzân olur
aynasında mâsiva görününce ansızın
her damlası bir gönül titretir, nâzân olur
ben bir rüya kızıyım, ağlatırım kuşları
gecenin ıstırabı çoğalır tüylerinde
işâret parmağımdan “mor mürekkep” yayılır
elif okur, nûn yazar içimin nakkaşları
hayal yurdunda leylâ külbe-i ahzân olur
yıkanır nil nehrinin sularında sevgiler
çöllerde hasbahçeye dönüşür, nâzân olur
bir kurt nasıl çekerse içini kuytularda
çöllerde bir rüyayı nasıl ararsa hüzün
her masal bir armağan getirir ötelerden
kandil yüzlü periler yürüyünce sularda
“kayıp padişah”ların tahtında mizân olur
kum saat, maviyi sızdırır gökyüzüne aşkın
şahdamarında birikip nâzân olur
ben bir rüya kızıyım, şehrâyindir gözlerim
bir yâkub hasretiyle eritir tenhâları
nerdesin ey sonsuza gidenlerin baharı
alev üstünde yürür, mâverâyı özlerim
canda açan karanfil tende su-i zân olur
bakarım en vefalı burcundan ayrılığın
derde düşünce şâir, efsane nâzân olur -
Nurullah Genç
lâle kanı damlatır saçlarım yeryüzüne
göz yaşlarım yûsuf’tur kuyusunda ömrümün
kervan bir seher vakti gül alınca denizden
züleyha bir kölenin gönlünde hazân olur
saray ki, yenilgidir utancın toprağında
sevdası yüzyılların ardında nâzân olur
rüya ölür; ben bilmem ölümün rengi nedir
kalemlerin ucunda damıtırım ruhumu
mezarlık bekçileri tutunur düşlerime
avuçları bembeyaz, bıyıkları incedir
yalnızlık, içlerinde âteş-i suzân olur
aynasında mâsiva görününce ansızın
her damlası bir gönül titretir, nâzân olur
ben bir rüya kızıyım, ağlatırım kuşları
gecenin ıstırabı çoğalır tüylerinde
işâret parmağımdan “mor mürekkep” yayılır
elif okur, nûn yazar içimin nakkaşları
hayal yurdunda leylâ külbe-i ahzân olur
yıkanır nil nehrinin sularında sevgiler
çöllerde hasbahçeye dönüşür, nâzân olur
bir kurt nasıl çekerse içini kuytularda
çöllerde bir rüyayı nasıl ararsa hüzün
her masal bir armağan getirir ötelerden
kandil yüzlü periler yürüyünce sularda
“kayıp padişah”ların tahtında mizân olur
kum saat, maviyi sızdırır gökyüzüne aşkın
şahdamarında birikip nâzân olur
ben bir rüya kızıyım, şehrâyindir gözlerim
bir yâkub hasretiyle eritir tenhâları
nerdesin ey sonsuza gidenlerin baharı
alev üstünde yürür, mâverâyı özlerim
canda açan karanfil tende su-i zân olur
bakarım en vefalı burcundan ayrılığın
derde düşünce şâir, efsane nâzân olur -
Nurullah Genç
Etiketler:
ben bir rüya kızıyım,
nazan bekiroğlu,
nurullah genç
23 Temmuz 2013 Salı
farklimuzik.com
farklı müzik
bir müzik listesi bulmak çok güzel bir şey. adı 100 temel eser.100 farklı eserin olduğu bir müzik listei. makis ablianitisin bir parçasını araştırırken rastladım bu listeye. listede tanıdığım sanatçılar vardı. ama şaşırdığım o sanatçıların farklı bir çok parçası olmasına rağmen beni en derinden etkileyen parçaları listede yer alıyor olmasıydı. mesela yansımalar grubunun bir çok eseri vardır. ve çoğu zaman "beyhude" onları biraz daha geriden takip eder. diğerleri de çok güzeldir ama beyhude bir başkadır. bir liste yapsam ve yansımalar'dan tek bir parça alacak olsam bu kesinlikle beyhude olurdu. ağıt, onsekiz, divan, mehmene, bir eski istanbul, dostluk, rüzgarda başaklar, göç, veda ve diğerleri diyerek geçip gidemeyeceğim onca güzel eser beyhude'nin muhakkak gerisinde kalırdı ve bu listede beyhude vardı. ömer faruk tekbilek'ten "hasret" niyaz'dan beni beni, makis ablianitis'ten "love secret" incesazdan "eylül" olduğu gibi. bir de mercan dede'nin "huxi" si, ki onu hiç açmadan faklı bir yazıya havale edeceğim.
listede hangi kimler yoktu ki. aslen tlebzu, le trio joubran, secret garden, loorena mckennet, yasmin levy, bashavav, vas, eleni karaindrou, kitaro, kutsi erguner, idir...
site yeni oluşturluyor anladığım kadarıyla. öneriye açık, sanatçı önerilebiliniyor. ben de br kaç sanatçı önerdim. bakalım ciddiye alınırsa çok sevineceğim. bu site ayvaz, ruha dokunan müzikler, heybe gibi birçok facebook ve youtube kanalına nisbeten daha düzenli. en önemli özelliği, eser hakkında, hangi dilde olduğu, hangi türde olduğu gibi küçük ama önemli ayrıntıların yanı sıra sanatçılar hakkında kısa bir bilgi metninden sonra resmi sayfalarının veya haklarında bilgi verecek sitelerin linklerini de vermesi.
inşallah yönecilerin, siteyi daha aktif kullanabileceğimiz bir formata getirebilme fırsatları olur.
hadi hayırlı uğurlu olsun.
https://www.youtube.com/watch?v=S_LOvbsscEg
bir müzik listesi bulmak çok güzel bir şey. adı 100 temel eser.100 farklı eserin olduğu bir müzik listei. makis ablianitisin bir parçasını araştırırken rastladım bu listeye. listede tanıdığım sanatçılar vardı. ama şaşırdığım o sanatçıların farklı bir çok parçası olmasına rağmen beni en derinden etkileyen parçaları listede yer alıyor olmasıydı. mesela yansımalar grubunun bir çok eseri vardır. ve çoğu zaman "beyhude" onları biraz daha geriden takip eder. diğerleri de çok güzeldir ama beyhude bir başkadır. bir liste yapsam ve yansımalar'dan tek bir parça alacak olsam bu kesinlikle beyhude olurdu. ağıt, onsekiz, divan, mehmene, bir eski istanbul, dostluk, rüzgarda başaklar, göç, veda ve diğerleri diyerek geçip gidemeyeceğim onca güzel eser beyhude'nin muhakkak gerisinde kalırdı ve bu listede beyhude vardı. ömer faruk tekbilek'ten "hasret" niyaz'dan beni beni, makis ablianitis'ten "love secret" incesazdan "eylül" olduğu gibi. bir de mercan dede'nin "huxi" si, ki onu hiç açmadan faklı bir yazıya havale edeceğim.
listede hangi kimler yoktu ki. aslen tlebzu, le trio joubran, secret garden, loorena mckennet, yasmin levy, bashavav, vas, eleni karaindrou, kitaro, kutsi erguner, idir...
site yeni oluşturluyor anladığım kadarıyla. öneriye açık, sanatçı önerilebiliniyor. ben de br kaç sanatçı önerdim. bakalım ciddiye alınırsa çok sevineceğim. bu site ayvaz, ruha dokunan müzikler, heybe gibi birçok facebook ve youtube kanalına nisbeten daha düzenli. en önemli özelliği, eser hakkında, hangi dilde olduğu, hangi türde olduğu gibi küçük ama önemli ayrıntıların yanı sıra sanatçılar hakkında kısa bir bilgi metninden sonra resmi sayfalarının veya haklarında bilgi verecek sitelerin linklerini de vermesi.
inşallah yönecilerin, siteyi daha aktif kullanabileceğimiz bir formata getirebilme fırsatları olur.
hadi hayırlı uğurlu olsun.
9 Temmuz 2013 Salı
.karacaoğlan
bazen sadece tek bir türkü herşeyi anlatır...
gurbette ömrüm geçecek
bir daracık yerim de yok
oturup derdim dökecek
bir vefalı yarim de yok
amman amman amman amman
amann amman amman amman
bir vefalı yarim de yok
gönlüm bir güzele düştü
sarfedecek malım da yok
özendim derviş olmaya
hırka ile şalımda yok
dünya derler o da fani
veren alır tatlı canı
hasta düştüm ilaç hani
bir yudum su veren de yok
8 Temmuz 2013 Pazartesi
vira bismillah
ilk yazı hükmünde bir kaç cümle. besmele niyetine...
besmele niyetine ise Allah'ın adı ile başlayalım, yüce olan büyük olan, Rahman olan Rahim olan, ondan ümidim kesilecek korkusu ile yaşadığım en çok da, ortalık malı gibi millete dağıtılan kalbin gerçek sahibi. her kalp kırıklığında en çok kırılan, elimi önünde açmanın en büyük lütuf
saydığım, gözyaşındaki ince sırrı, su da ki güzelliği, gökyüzündeki enginliği topraktaki anaçlığı, erguvanın pembesini, denizin turkuazını yaratan Rabbın adı ile... benim diye sahipleneceğim şu cümlelerden çok çok çok daha güzel olan, bilmem ki ben senin güzelliğini yazayım. ama güzelliğine dair bildiğim tek şey varsa, güzellik diye ne biliyorsam o da sensin. bildiğim tek güzel sensin.
senin adınla başlayan bir yazının devamı da sen olursun ki zaten. ben ne yazmaya çalışırsam çalışayım, seni yazıyor olacağım. bu yüzden yazmaktan asla vazgeçmeyeceğim. mesleğiniz ne diye sorduklarında yazar diyebilmeyi isterdim. şair ya da. ama ne yazarım ne şairim. kelimeler var etrafa saçılıyor. döküleni toplayacak kabiliyetim olsa ortaya bir şeyler çıkacaktır elbette. ama toplayamıyorum. kafamı toplayamadığım gibi. yazar olamadığım gibi. kuruyan bir güle mani olamadığım gibi. olacak olana müdahale edemediğim gibi.... acz olduğum gibi... olmayı en çok sevdiğim şey acz olmak. sana karşı acz olmak, her an senin huzurunda olup, her an acz olmak. 3-5 şey olarak şu dünyaya veda edebilecek olsam, Allah'a kul, Rasule ümmet, anneme evlat bir de Muhsine eş olmak isterdim. şunları hakkıyla yapabilmek benim davam sanırım. zaten Allaha kul oldu mu diğerlerini fazlası ile yapmış olacağım da işte parantez içinde belirtmesem olmaz sanki. Muhsin kim mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)