8 Temmuz 2013 Pazartesi

vira bismillah

ilk yazı hükmünde bir kaç cümle. besmele niyetine...
besmele niyetine ise Allah'ın adı ile başlayalım, yüce olan büyük olan, Rahman olan Rahim olan, ondan ümidim kesilecek korkusu ile yaşadığım en çok da, ortalık malı gibi millete dağıtılan kalbin gerçek sahibi. her kalp kırıklığında en çok kırılan, elimi önünde açmanın en büyük lütuf
saydığım, gözyaşındaki ince sırrı, su da ki güzelliği, gökyüzündeki enginliği topraktaki anaçlığı, erguvanın pembesini, denizin turkuazını yaratan Rabbın adı ile... benim diye sahipleneceğim şu cümlelerden çok çok çok daha güzel olan, bilmem ki ben senin güzelliğini yazayım. ama güzelliğine dair bildiğim tek şey varsa, güzellik diye ne biliyorsam o da sensin. bildiğim tek güzel sensin. 
senin adınla başlayan bir yazının devamı da sen olursun ki zaten. ben ne yazmaya çalışırsam çalışayım, seni yazıyor olacağım. bu yüzden yazmaktan asla vazgeçmeyeceğim. mesleğiniz ne diye sorduklarında yazar diyebilmeyi isterdim. şair ya da. ama ne yazarım ne şairim. kelimeler var etrafa saçılıyor. döküleni toplayacak kabiliyetim olsa ortaya bir şeyler çıkacaktır elbette. ama toplayamıyorum. kafamı toplayamadığım gibi. yazar olamadığım gibi. kuruyan bir güle mani olamadığım gibi. olacak olana müdahale edemediğim gibi.... acz olduğum gibi... olmayı en çok sevdiğim şey acz olmak. sana karşı acz olmak, her an senin huzurunda olup, her an acz olmak. 3-5 şey olarak şu dünyaya veda edebilecek olsam, Allah'a kul, Rasule ümmet, anneme evlat bir de Muhsine eş olmak isterdim. şunları hakkıyla yapabilmek benim davam sanırım. zaten Allaha kul oldu mu diğerlerini fazlası ile yapmış olacağım da işte parantez içinde belirtmesem olmaz sanki. Muhsin kim mi?
bir tek onu mu sorasın geldi? en önemsiz ama en bilinmeyen ayrıntı. güzel bir ayrıntı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder